Hz. Aliİslam Devleti’nin 656-661 yılları arasında halifeliğini yaptı. İslam peygamberi Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hem damadı hem de amcası Ebu Talib’in oğlu olan Hz. Ali, Peygamber Efendimiz’in İslam’a davetini kabul eden ilk erkektir.

KABE’NİN İÇİNDE DOĞAN İLK VE TEK İNSAN

Hz. Ali, Hicret’ten yaklaşık 22 sene önce milâdî 600 yılında Mekke-i Mükerreme’de doğmuştur. Kaʻbe’nin içinde doğduğu nakledilir

ÇOCUKLUĞUNDA PUTA TAPMAYAN TEK SAHABİ

Çocukluğunda hiç puta tapmadığı için daha sonraları
Kerremallahu vecheh: Allah yüzünü mükerrem kılsın, şereflendirsin!” duâsıyla anılmıştır. Sahabe arasında bu şekilde yâd edilen tek kişidir.

İLK MÜSLÜMAN ERKEK

Hz. Ali, Ebû Tâlib’in en küçük oğludur. Mekke’de baş gösteren kıtlık üzerine Resûlullah Efendimiz, amcasının yükünü hafifletmek için Hz. Ali’yi (r.a.) himayesine aldı ve yetiştirdi. Böylece Hz. Ali, Beytullâh’ta doğmuş, Beytü Resûlullâh’ta yetişmiş oldu. 10 yaşlarındayken İslâm ile şereflendi. Hz. Hatice’den sonra İslâm’a girmiş, “ilk Müslüman olan erkek” vasfını kazanmıştır.

Hz. Ali, Mekke ve Medîne devirlerinde her an Peygamber Efendimiz’in yanında oldu. Hicret esnâsında Efendimiz’in yatağında uyuyarak müşrikleri oyaladı ve Peygamber Efendimiz’e zaman kazandırdı. Allah Rasûlü’nün bıraktığı emânetleri sahiplerine teslim ettikten sonra Kuba’da Peygamber Efendimiz’e yetişti.

ALLAH’IN ARSLANI

Hz. Ali, Peygamber Efendimiz’in devamlı yanında bulundu ve bütün cihat hareketlerine katıldı. Uhud’da ve Huneyn’de muhtelif yerlerinden yara aldı. Bedir’de sancaktardı. Aynı zamanda keşif kolunun başındaydı, hâkim noktaları tesbit ederek Nebiyy-i Ekrem Efendimiz’e bildirdi. Bu mevkîleri işgal ederek Bedir’de mühim bir savaş harekâtını başarıya ulaştırdı.

Bedir Gazâsı’nın başlamasından önce, Kureyşliler ile teke tek dövüşen üç kişiden biriydi. Bu dövüşte, hasmı Velid bin Muğire’yi kılıcı ile öldürdüğü gibi zor durumda kalan Hz. Ubeyde’nin yardımına koştu ve onun hasmını da öldürdü. 25 yaşlarında bir delikanlı olarak büyük kahramanlıklar gösterdi. Allah Resûlü’nün arzusu üzerine, Bedir’de yapılan havuzdan bir kırba ile ashâb-ı kirâma su taşıdı. Burada kendisine “Allah’ın Arslanı” lâkabı ile Bedir ganimetlerinden bir kılıç, bir kalkan, bir de deve verildi.

ZÜLFİKAR NE DEMEK?

Hz. Ali’nin “Zülfikâr” ismi verilen meşhur bir kılıcı vardı. Ucu iki çatallı olan bu kılıcı, Uhud’da gösterdiği üstün kahramanlık, cesâret ve fedâkarlık sebebiyle Resûlullah Efendimiz, hediye etmişti. Münebbih bin Haccâc’a âit olan Zülfikâr, Bedir’de ganimet olarak alınmıştı.[2]

Allah Resûlü, Hz. Ali’yi bazen Medîne’de yerine vekil bırakmış, bazen de kumandanlık, sancaktarlık, kadılık gibi vazifelerle muhtelif yerlere göndermiştir.